SAĞLIK
İlaçlar ve enfeksiyonlar:
Bir köpeğin normal ısısı yaklaşık 38.5 derece santigrattır. Köpeğin ateşi normal bir rektal termometre ile ölçülebilir. Bu sırada hareket etmesi önlenecek şekilde sıkıca tutulmalıdır.
Sıvı ilaçlar hayvanın başı sıkıca tutulurken bir kaşık ya da plastik şırında ile ağzının kenarlarından içeriye akıtılır. Öte yandan bir kapsülün dilin arkasına doğru sıkıca yerleştirilmesi gerekir. Köpeğin bu şekilde verilen ilacı kabul etmemesi halinde, katı ilaç bir parça yiyeceğin içinde de verilebilir. Her durumda köpeğin kapsülü tükürüp atmamasına dikkat edilmelidir.
Merhemin hayvan derine etkin biçimde nüfuz etmesini sağlamak için tüyleri önceden kesilmiş bölgelere masaj yapılarak yedirilmelidir. Köpeğin merhem sürülen bölgeyi yalamasına ve merhemi yutmasına engel olunmalı, yaranın bulunduğu yer sargı bezi ile kapatılmalı ve mümkünse yün bir çorapla korunmalıdır.bu işlemler yapılırken köpeğe burunluk takmak gerekebilir.
Kaslara enjektörle ilaç vermek için en uygun bölge kalçanın genellikle tüysüz olan iç kısımlarıdır. İğne yapılırken köpeği yatar vaziyette tutmak gerekir. Enjeksiyon kalça kaslarına ya da deri altından göğüse de yapılabilir. İşlemden önce ve sonra iğne yapılan yer daima dezenfekte edilmelidir. Enjeksiyondan sonra iğnenin girdiği yere hafifçe masaj yapmak ilacın özümlenmesini kolaylaştırır. Enjeksiyon için iki kişi gereklidir, biri köpeği tutar, öteki iğneyi tutar.
Zehirlenme tehlikesi:
Sevimli dostlarımız köpeklerin hayatında çeşitli tehlikeler vardır. Bunlardan biri de zehirlenmedir. Zehirler sindirim, dolaşım ve sinir sistemlerinde büyük tahribata yol açar. Fare zehirinin yanı sıra aşırı dozda ilaç, parazitler için kullanılan karışımlar, bitki zararlarına karşı kullanılan ilaçlar, boya badana yapılırken ortalıkta bırakılan boya tiner gibi kimyasal maddeler, bozuk yiyecekler ve temizlikte kullanılan maddeler de zehirlenmeye neden olur. Bu liste doğal olarak hayvana kasten verilen çeşitli zehirleri de kapsar.Köpek toksik bir madde aldıktan sonra kusma eğilimi gösterir. Kendiliğinden kusmazsa köpek sahibi iki çay kaşığı tuzu hayvanın dilinin gerisine yerleştirerek ya da bir bardak suya üç ya da dört çorba kaşığı kömür tozu katıp zorla hayvanın boğazından akıtarak kusmasını sağlamalıdır. Bu uygulamadan hemen sonra veterinere gidilmelidir.
Av köpekleri yılanlar tarafından ısırılabilir. Böyle bir olay köpeğin göstereceği tepkiyle fark edilir. Yılanın ısırdığı köpek yere oturup ısırılan yeri genellikle burnuyla ya da kol ve bacaklarıyla kaşıyarak adeta kazımaya çalışacaktır. Yara hemen dezenfekte edilmeli ancak köpeğe kısa süre içinde yılan ısırmalarına karşı serum enjekte edilmelidir. Bu serumu bir avcının daima yanında taşıması( kendisi için de) gerekir. Mümkünse yılanın ısırdığı yeri deşerek, kanın serbestçe akması sağlanmalı ve daha sonra turnike ile kan durdurulmalıdır.
Parazitlerle mücadele:
Parazit bir başka organizmanın içinde ya da üzerinde yaşayan ve onu tahrip eden bir organizmadır. Köpekler genellikle iç ve dış parazitlerden etkilenirler. Köpekte görülen dış parazitler pire, bit, kene ve uyuzdur. İç parazitlere ise genel bir terimle solucan denir.
Pire herkesin tanıdığı bir parazittir.bunlar sıçrayan, sürekli yer değiştiren ve kan emen böceklerdir. Köpek piresi “Pulex Serraaticeps” adını taşır ve insanda köpekteki kadar uzun barınamaz. Bununla birlikte insan kanını beğenmemezlikte etmez. Her pire beşyüz kadar yumurta bırakabilir ve aylarca beslenmeden yaşayabilir. Tek çözüm yolu hayvanı sık sık, başı dahil bütün vücudunu yıkamak, veterinerin tavsiye ettiği bütün böcekleri ve larvaları yok edecek bir pire tozuyla pudralamaktır. Bu dezenfekte yöntemi köpeğin bulunduğu her yere kulübesine, halılara, mobilyalara ve diğer yerlere de uygulanmalıdır.
Bit, pireye nazaran daha az görülür. Özellikle çok kirli yerlerde barınan köpeklerde rastlanır. Bu durumda da köpek, uygun bir tozla pudralanmalıdır. Özellikle dirençli vakalarda köpeğin tüylerini traş etmek gerekir.
Kene, köpekler arasında özellikle koyunlarla birlikte yaşadıkları kırsal yörelerde oldukça sık görülen bir parazittir. Kene gözle görülebilir, küçük bir karpuz çekirdeği biçimindedir. Kanını emmek üzere hayvanın derisine tutunmak için küçük başının üzerindeki gagayı kullanır. Kene sıçramadığı, belirli bir yerde durduğu için çekip alması kolaydır. Bunun için kenenin üzerine iki damla benzin ya da iyice tuzlanmış su damlatmak ve cımbızla yavaşça çekip çıkarmak gerekir. Bu işlem sırasında böceğin parçalanmamasına ve yumurta bırakmamasına dikkat edilmelidir. Çekilip alındıktan sonra kene hemen yakılmalı ya da benzin dolu bir kaba atılmalıdır.
Köpeklere gelen dış parazitlerin en kötüsü uyuza neden olan “Scabies(uyuz)” kenesidir. Deri kabarcıklar halinde kırmızı döküntülerle kaplanır. Hayvanın tüylerini traş etmek ve veterinerin tavsiye ettiği şekilde ilaçlı sularla yıkamak, merhemlemek gerekir. Bir başka tip kene de köpeğin kulaklarını tutar. Buna da “Demodectic” kene denir. Köpek başını sallayarak, kaşınarak ve çeşitli yollarla haliden şikayet ederek tepki gösterir. Geri çevrilmesi mümkün olmayan kulak iltihabını önlemek için köpeği hemen veterinere götürmek gerekir.
Bu hayvan parazitlerinin yanı sıra birde bitki paraziti vardır ve hafife alınmaması gerekir. Bir tür mantar olan bu parazit hayvanın derisine saldırır ve bir tür ter salgılayarak deriyi tahrip eder. Etkilenen bölge traş edilmeli, sülfürlü suyla yıkanmalıdır. Bu mantar, kulak iltihabına neden olabilir. Bu nedenle bir veterinere danışılmalıdır.
iç parazitler:
Solucanlar köpeklerde en yaygın biçimde görülen iç parazitlerdir. Çeşitli solucan türleri vardır ve bunlar bağırsak düğümlenmesine, bağırsak enfeksiyonlarına, organik bozulmaya ve zayıflamaya, bunların yanısıra iştahsızlığa( ya da bağırak kurdu varsa doymak bilmez iştaha), kusma, mide bulantısı, epilepsi krizleri ve genel kaşıntıya yol açabilir. Tehlikelidir.
Solucanların varlığı, köpeğin dışkısı incelenerek anlaşılabilir. Şüpheli durumlarda veteriner tarafından laboratuvar incelemesi yapılmalıdır. Solucanlardan sakınmak için köpeğin öteki hayvanların dışkısıyla temas etmemesine, kirli su içmemesine, kirli ya da bozulmuş yiyecekler yememesine dikkat edilmelidir. Köpeğin besin ve su kapları hergün deterjanlı sıcak suyla yıkanmalıdır. Bütün bu önlemlere rağmen köpekte yine de solucan bulunabilir. Uygun tedaviyi ancak bir veteriner gerçekleştirebilir.
Çiftleşme:
Bir buçuk yaşındaki bir erkek köpek ilk çiftleşme için ideal yaşa gelmiş sayılır. Bu yaştaki köpeğin yapısı tam olarak gelişmiştir. Dişiler için uterusun gerekli büyüklüğe ulaşacağı ikinci ya da üçüncü kızışma dönemine kadar beklenmesi tavsiye edilir.
Dişiler yaklaşık her altı ayda bir kızışma dönemine girerler, ancak kent köpekleri için bu dönem beş aya kadar inebilir. Cinsel dürtü daima erkek köpekte görülür ve dişinin kızışma dönemlerinde bıraktığı kokulu bir salgıyla harekete geçer. Verimli bir çiftleşme sağlamak için en uygun zaman ikinci haftanın sonuna doğrudur. Bu sırada dişi köpek kendisine yaklaşan erkek köpeğe uygun karşılık verir, çünkü bu sırada ovülayon tamamlanmış olur. Emin olmak için çiftleşmeyi aradan yirmidört saat ile kırksekiz saat geçtikten sonra tekrarlamak gerekir.
Üreyebilme yaş ilerledikçe azalır, önce dişide sonra erkekte kaybolur.
Çiftleşmeyi köpek yavrularının baharda doğmalarını sağlayacak şekilde düzenlemek daha iyi olur. Bu durumda gelişme ve sağlıklı bir büyüme için uygun hava koşullarından yararlanmak mümkün olur. Güneşli günler, gerekli yürüyüşler ve erken eğitim için daha uygundur.
Doğum:
Dişinin huzursuzluğu, iştah kaybı, vücut ısısının 37 santigrat dereceye düşmesi ve göğüslerinden sarımsı bir sıvının sızması, doğum anının yaklaştığını gösteren belirtilerdir. Gebe köpek genellikle çevrede ne bulursa kullanarak kendisine bir çeşit yatak hazırlar. Ona yavrularını içine koyabileceği bir sepet ya da bir kutu sağlayarak yardımcı olunabilir. Ancak en doğrusu köpeğin kendi istediği gibi bir yatak hazırlamasına izin verilmelidir.
Doğum anında köpek sancıların etkisiyle inler. Kasılmalar güçlenirken köpek bir yanına yatar ve vücudunu büker. Sonunda fetüsü dışarı bırakır. Normal doğumlarda( genellikle doğumlar normal olur) köpek yavrularının içinde olduğu zarı, kendi çabasıyla soyar, göbek bağını keser, yavruların burun deliklerindeki sümüğü temizler ve hem temizlemek hem de canlandırmak için onları yalar. Eğer bunları kısa bir süre içinde yapmazsa bütün bunları yapmak size düşer.
Yetişkin köpeklerin ağırlığı oldukça farklıdır bu nedenle değişik cinslerin yeni doğmuş yavrularının ağırlıklarındaki farklılıklar önemsizdir. Yavrular birkaç dakika ara ile bir saat arasında değişen düzensiz aralıklarla gelirler. Acami bir köpek bakıcısı gecikme nedeniyle endişeye kapılabilir. Köpeğin doğurma çabalarının boşa çıktığı açıkça anlaşılmadığı sürece telaşa gerek yoktur. Böyle bir durumla karşılaştığınızda derhal veterinere başvurmalısınız. Doğum süresi sekiz saat hatta daha da fazla sürebilir. Doğumdan sonra dişi köpeğin karnını doyurması normaldir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!









